Karşındakini Anlama Sanatı

Karşındakini Anlama Sanatı

Gelelim tekrardan kendimi ve etrafımı anlamaya.

Aylardır yazmıyorum daha doğrusu yazamıyorum. Herkes neden bıraktın,yazsana diyor ama seni yazmaktan alıkoyan ne diye sormayı hiç düşünmüyor. Çünkü biz insanoğlu karşımızdakini anlama sanatını kullanmayı sadece aynı şeyi yaşadığımızda aklımıza getiriyoruz.

Küçük aileler de anne-baba-çocuk ilişkisi daha farklı oluyor. Büyük ailelerde yiğen, kuzen, amca, dayı, teyze, hala ve yenge , enişte kalabalığı işin içine girince (hepsini neden tek tek yazdım bende şimdi onu düşünüyorum) insanın ilgisi bölünüyor. Sevgisi illa ki değişmiyor ama ilgi başka yerlere kayıyor ve kendine kolay dayanak buluyorsun. İşte ben o büyük ailelerde büyümedim. Evet 6 kardeştik ama birbirinden apayrı kardeşler. Ben ailenin en çıkıntısıydım her zaman. Şimdi hepsi ile ilgili bir şeyler yazarım ama okurlarsa canıma okurlar 😊 O yüzden gelelim karşındaki anlama sanatına.

Daha geçenlerde arkadaş kulisinde yaşandı bir olay. Allah tan ikisi de blog okuyucusu değil de rahat rahat yazıyorum 😊Aslında iki ayrı aile ve kültürden gelen 2 kişinin birbirlerini anlamamaları üzerine kuruldu hikayemiz. Şöyle özetleyeyim bir fikrin elbette ki iki tarafı olur. Ama bu örnekteki iki taraf apayrı yetişmiş farklı kişiler. Yani aslında konunun iki tarafı yok sadece farklı bakış pencereleri var. Aslında konu taraf olunacak konu değil. Birinci kişi devlet memuru bir ailede her ay belli paranın geldiği garanti sayılan meslekte bir babanın oğlu , diğeri de ticaretle uğraşan ve 1 kez büyük batmış bir babanın kızı olaya ikisi de farklı yerlerden bakıyorlar. Ama karşısındakini anlama sanatı ikisi içinde geçerli olamadı. İkisi de birbirinin hayatlarını bilmeden baktıkları yerlerin aslında nereden kaynaklı olduğunu anlamadan tartıştılar sonuç mu anlaşamadılar.

Bu durum aslında tüm ilişkilerde geçerli. Evlilik, sevgili olma hali, arkadaşlık gibi durumlarda eğer karşındaki kişinin nereden geldiğini ve nereye yürüdüğünü bilmiyorsan aslında onun savunduğu şeydeki genel korkuyu endişeyi anlayamıyorsun demektir. Savunduğu şey aslında ya korkusudur ya hayalidir. Konuyu benden ele alalım benim en çok sevmediğim şey birinden para istemektir ya da benimle para konuşulmasıdır. Sevmem çünkü gururuma dokunuyor. Bunun temeli nereden geliyor derseniz ben de çok çözemedim.

Yani aynı şekilde kendinizi düşünün en sevmediğiniz ya da asla olmasını istemediğiniz şey ne ?
Ya da asla vazgeçmem dediğiniz çok sevdiğiniz şey ne ?
Ben ilk okulda o kadar çok istedim ki dışı kalın evrak çantası gibi olan kalıplı okul çantalarından şuan aldığım çantalara bakıyorum da hepsi sert kaplı 😊

Aslında yaptığımız her şey yaşadığımız ve deneyimlediklerimizden geliyor. İçinden geleni özgür bıraktığında sen de kendine bakıp düşündüğünde bunları bulursun.